fatiherikli

Ezepeze lölero.

Shitposting'den önce olayın nereden çıktığını aktarabilmek için başka şeylere değineceğim biraz. Boş zamanlarda kafa dağıtmak için ıvır zıvır şeylerle uğraşmayı seviyorum. Geçtiğimiz günlerde agent-based bir simülasyon kurup üzerinde oynamak istedim. Aklıma ilk gelen şey ise birbiriyle konuşan ve yeni kelimeler öğrenen yaratıklar yapmaktı.

ABM (Agent-based model)'ler

ABM'ler eylemler ve sonuçlarını bilgisayar üzerinden simüle etmek için kullanılan, özerk (kendi başına hareket eden) parçalardan oluşan modellerdir.

Tarihine bakacak olursak, 1940 senesinde Von Neumann'ın kendisini klonlayabilen bir makine üretmesiyle başlamıştır. Bu konsept daha sonra Von Neumann'ın arkadaşı Stanislaw Ulam tarafından, koca koca makineler üretmek yerine bunu hücrelerden oluşan iki boyutlu bir düzlemde koşturabiliriz demesi üzerine farklı bir şekilde evrilmiş, ve bu model daha sonra hücresel otomat olarak isimlendirilmiştir.

Hücresel otomatların en bilinen örneği Game of Life'tır. Game of Life'ta her hücre çevresindeki hücrelerin kalabalıklığına göre yaşamına devam eder, ya da ölür.

Agent kavramı ise 1971'de Thomas Schelling'in Dynamic Models of Segregation makalesindenden kullanılmaya başlanmış. Schelling segregation model adında bir agent-based model kurmuş, mikro seviyede kendi başına hareket eden agent'ların makro seviyede nasıl etkiler oluşturabileceğini göstermiştir. Schelling'in modeli ile bir harita üzerinde gelir seviyesi ya da etnik kökenlere göre dağılımı modelleyebiliriz.

Bir agent-based model tasarlamak için düşünmemiz gereken yöntem, yukarıdan-aşağı değil, aşağıdan-yukarı olmalıdır. Bir yapay yaşam simüle etmek istiyorsanız, en küçük biriminden başlamalısınız.

Agent-based model'ler finans, biyoloji, sosyal bilimlerde çok sık kullanılmaktadır. Özellikle computational sociology dalı altında sosyal ağlar üzerinde pek çok deney yapılmaktadır.

Dil evrimi simülasyonu

Schelling'in modeline denk gelip inceledikten sonra ben de buna benzer bir şey denemek istedim. Bir dil simülasyonu kurmaya karar verdim. Aklımdaki senaryo şu şekildeydi:

Üzerinde uğraşırken oldukça eğlendim. Ortaya şöyle bir şey çıktı:

Başlangıç kelimeleri, mavi ada için zelere, sarı ada için acaba, kırmızı ada için lulere'ydi. Kelimeler neden böyle saçma? Çünkü unuttum. O sırada ülkede darbe oluyordu. Peki neden yayınladıktan sonra değiştirmedim, ona geleceğim.

Dil evrimi simülasyonu oldukça ilgi gördü. Hackernews'te yaklaşık 2 saat kadar anasayfada 1. sıradaydı, gün içerisinde de anasayfada kaldı. Aynı şekilde reddit'te de anasayfaya kadar tırmandı. Bu yazıyı yazdığım an itibariyle InternetIsBeautiful kanalında 3. sırada duruyor.

Bu kadar ilgi çekeceğini tahmin etmiyordum kesinlikle. Açıkçası bu durumdan içim rahat değil, çünkü ortaya çıkan işe güvenmiyorum, tonla bug var içerisinde düzeltilmesi gereken ve elleyemediğim.

Shitposting

4chan, reddit gibi ortamlarda bu kavrama denk gelmiş olabilirsiniz. Saçma sapan bir şey seçip bunu internet mecralarında anlamsızca yaymak anlamına geliyor. Bu bir parodi din, aslında olmayan bir olay, ya da bunlar gibi herhangi bir şey olabilir.

Reddit'te simülasyon post'unun yorumlarında birisi "This is so zelere, or is it bodago" der ve "Go back to your island you lölero" yanıtı alıyor. Buradan sonra artık ip kopuyor ve herkes birbirine simülasyondan çıkan kelimeleri sarfederken, thread'in devamında lolerö adında reddit kanalı oluşturuluyor.

Lölero, simulasyondaki başlangıç kelimelerinden lulere'nin büyük ihtimalle 2. ya da 3. mutasyonuyla oluşmakta.

Lölero

Kanalda lölero'nun anlamı tartışılırken birisi peygamberliğini ilan edip kelimeyi yayacağına söz veriyor. Aynı şekilde simülasyondan çıkan diğer kelimelerden oluşan postlar atılıp yine simülasyondaki kelimelerle yanıt veriliyor. Henüz kimse kimsenin ne söylediğini bilmese de, bir dil oluşturmaya başladılar.

Bu lölero bayrağı. Bayrağın üzerindeki emoji ise lölero'nun resmi emoji'si.

Lolero'nun şu an 2 milli marşı var:

Bu dubstep ve çirkin marş beğenilmediği için bir tanıdık sima Burak Can biraz daha marş gibi olanını yaptı.

Sanırım Burak'ınki daha çok sevildi.

Ayrıca lölero'nun bir halk müziği bulunuyor, sözleri şu şekilde:

Zelere, beseve - örövörö.
Elele lölero.
Uroro dupege,
Akaha lulere,
Akaha dupege, akaha lulere.
Tuhile lülera
Tuhile lülera
Elele falero, elele ıcöbi,
Elele falero, elele ıcöbi,
Elele falero, elele ıcöbi.
Zpererezere!
Öleleşele!
Govüre elele delure
Govüre elele delure
Elele falero, elele ıcöbi.
Elele falero, elele ıcöbi.
Akaha lulere,
Dupege akaha - lulere.
Ezepeze lölero,
Ezepeze lölero.

Sözleri yazan arkadaş eline gitar alıp çalıp söylemiş bile.

Lölero için dil taslağı girişimi google docs üzerinden ilerliyor. Dil için kullanılacak sözlük ise şu thread üzerinde.

Dilin şu an bir adı yok, the language diye bahsediliyor. Ayrıca, yine tanıdık bir sima, Fatih Kadir Akın tamamen sondan eklemeli (programlanması kolay) bir yapay dil icat etmeye kalkıştı.

Nereye kadar devam edeceğini bilmiyorum. Ama şu an oldukça eğlenceli gidiyor. Ortaya çıkan şeyi bozmamak adına simülasyondaki başlangıç kelimelere dokunmadım, bug'ları da ellemiyorum.

Lölero!

comments powered by Disqus